Hikaye - Hikayeler

Onu Hala Seviyorum

17 Ekim 2009 Yazan* admin | Kategori* Aşk Hikayeleri

Selam ben izmirden ayla bundan 4 sene önce birini svdim oda burda oturmuyodu.yurtdışındaydı her yaz izmire gelir di çok yakışıklıydı bende ona aşık oldum sonradan ben arkadaşlarımla onu sevdiğimi söylettim oda sevgilim var demiş ama daha sonra yüzüme bile bakmayan insan dakika başı bana bakmaya başladı ben bakınca yüzüne çeviriyodu öyle öyle zaman geçti ben aslında onu sevdiğimi yüzüne karşı söylemek istiyodum ama cesaretim yoktu böylece söylemeye söylemeye seneler geçti o öylece kaldı elimden bişey gelmiyo şimdi burda ama ben onu görüp ağlamamak için dışarı bile çıkmıyorum 4 senedir umutsuz bir aşkın peşinde koşuyorum …..
VE BEN HALA ONU . UMUTSUZCA SEVİYORUM

aşk hikayesi

17 Ekim 2009 Yazan* admin | Kategori* Aşk Hikayeleri

se 1 den 3 e kadar çok aşık olduğum bi kız vardı.1995-1997 yıllarında. tesadüfen sabah en erken ikimiz gelirdik herkesten 20 dakka önce. ama utandım yazamadım kıza.kanka olmuştuk.sürekli kakara kikiri haldeydik. her pazartesi sabahı,,,bana hafta sonu kendinden 8 yaş büyük sevgilsiyle neler yaptığını anlatır ben de kanka modunda dinler,,,, yorum yapardım,,,ama içimden ana avrat dümdüz gide gide. lise 3 te kızın kafasına kiremit mi düştü ne olduysa bir gün yanına çağırdı ve sana aşığım dedi. 1997 de…..gene her zamanki gibi geyik yapıyor sandım ve iyi bari allah kabul etsin dedim ve sınıftan çıkıp gittim. lise bitti üniversiteye başladım 1 yıl sonra bir gece aniden uyandım yıl 1998…………. acaba kız gerçekten aşık mıydı diye düşündüm. ilk fısatta memlekete gittim ve tesadüfen kızı herifin biriyle el ele gördüm sanıırım nişanlanmıştı.kaçan balık büyük olur babacıııııım…

Bence Aşk bu

17 Ekim 2009 Yazan* admin | Kategori* Aşk Hikayeleri

Merhaba……….. Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki… Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı… “Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı. “Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “Kahveme koymak için.” Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var.” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum… Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki…” Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının… Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri… Ev duyusu olan biri… Kız da konuşmaya başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi… O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu… Tatlı ve sıcak. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii… Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu… Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü… 40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında: “Sevgilim, bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede. İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok… İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da…” Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey? ” diye soracak oldu.. Gözleri nemlendi kadının… Çok tatlı! .. dedi… sizcede bu degilmi?

Ekleyen:  Resyan

Onu Hala Seviyorum

17 Ekim 2009 Yazan* admin | Kategori* Aşk Hikayeleri

Selam ben izmirden ayla bundan 4 sene önce birini svdim oda burda oturmuyodu.yurtdışındaydı her yaz izmire gelir di çok yakışıklıydı bende ona aşık oldum sonradan ben arkadaşlarımla onu sevdiğimi söylettim oda sevgilim var demiş ama daha sonra yüzüme bile bakmayan insan dakika başı bana bakmaya başladı ben bakınca yüzüne çeviriyodu öyle öyle zaman geçti ben aslında onu sevdiğimi yüzüne karşı söylemek istiyodum ama cesaretim yoktu böylece söylemeye söylemeye seneler geçti o öylece kaldı elimden bişey gelmiyo şimdi burda ama ben onu görüp ağlamamak için dışarı bile çıkmıyorum 4 senedir umutsuz bir aşkın peşinde koşuyorum …..
VE BEN HALA ONU . UMUTSUZCA SEVİYORUM

Gerçek Yaşanmış Aşk Hikayesi

17 Ekim 2009 Yazan* admin | Kategori* Aşk Hikayeleri

Ilk bakis belki cok klisedir ama gercekten oyle oldu. Aslinda o tiplerdenmaco hic hoslanmazdim, ama onun oyle bir cazibesi vardiki beni adeta buyuledi. Ben ondan o kadar farkliydimki, sakin, kendi halimde, bir yiginda arkadaslarim vardi, hepsi birbirinden degerli. O da beni begenmis ama birbirimizden haberdar degiliz. Bir eglencemiz vardi okulda, baktim benimle haddinden fazla ilgileniyor. Kalbim hoslaniyor ama aklim almiyordu bu durumu. Aradan gunler, haftalar gecti, tanistik arkadaslar vasitasiyla, sohbetlerimiz oldu ve farkinda degildim ama onu gormeyi bekleyemiyordum artik, onu cok fazlasiyla ariyordum. Asiri derecede bir baglanti vardi aramizda. Sutten cikmis ak degildi ama cok kotu bir insan da degildi. Onun gibi macokabadayi arkadaslari geldi okula ve benim onun ustundeki etkinin onun icin iyi olmadigini soylediler. Degismismis arkadaslari, eskisi gibi degilmis. Onlari uzen bir durum ama beni cok sevindirmisti, demek ki ben onu etkilemisim ve ben onu sevmisim. Bir gun okul cikisi bulustuk, uzun bir yuruyuse ciktik. Bu yuruyusun sonu o kadar guzeldiki, seneler sonra dusunuyorumda hala tuylerim diken diken oluyor. Kisti havalar buz gibi disarida ama ben usumemistim. Onun yanimda olmasi bile beni yeterince isitiyordu. Bir banka oturduk, manzara harika, kimseler yok ortalikta, sessis ve sakin. Sohbet ediyorduk, sohbetimiz boldu ve sadece onu dinlememi rica etti. Kalbim varya, firlayacak gibi oldu. Benden cok cok hoslandigini ifade etti, ve baska tarif edemedigi duygulari varmis, ilk defa boyle oldugunu soyledi. O kadar guzel konustuki ben zaten o istesede iki kelimeyi bir araya getirecek durumda degilim. Gozlerimden yaslar akiyor. Bana cikma teklif etti. Ben daha cevap veremeden o beni optu. Ufacik, minicik bir opustu. Cevabimi zar zor verdim ve kabul ettim. Artik bir cifttik. Bunu onun ve benim arkadaslarimizdan sakladik uzun bir sure. Ta ki sevgililer gunune kadar, bana bir kolye almis, icinede benim ve onun bas harflerini kazimist ve o gun bana beni sevdigini soylemisti. Ben de ona cok guzel bir parfum almistim, kokusu hala burnumda. Tabi bunuda artik gizleyemezdik. Herkesler ogrendi…ve biz rahatladik. Rahatladik rahatladikta, olacaklardan da haberdar degildik. Biz bu zaman icinde birbirimizi daha iyi tanimistik ve o degismisti. Daha iyi bir insan olmustu. Ama rahat birakanlar olmamisti, kizin biri kafayi takmisti ona. Ukala, kendini begenmis bir kizdi. Uzun lafin kissasi, kafayi takmisti ona. Bir gun baktim herzamankinden farkli ve bana cok ukalaca iliskimizin bittigini ve artik benimle gorusmek istemedigini soyledi. Anlayamamistim, sebebini sordum ve bana sadece, kendini bana yakistiramadigini soyledi, ayri memleketlerin insanlari oldugumuz icin kulturlerimiz farkli oldugu icin IMKANSIZ bir ask oldugunu soyledi. Inanamamistim, bana beni sevdigini soylemisti, sensiz bir hayat dusunemiyorum demisti ama demek hepsi yalandi. Tabi ben yikik bir vaziyette. Arkadaslar girdi araya ama nuh dedi peygamber demedi. Zaten ondan sonrada gorusmedik. Icime gomdum, degistim, ama hep sevdim. O beni ne kadar uzmuş olsada ben onu sevmistim. Bana deger vermisti bir zamanlar. Benden hayat sevincini almisti. Aradan haftalar gecmisti ve ben artik onun o kizlan ciktigini ogrenmistim. Tekrar yikildim ama neye yarar, sadece hatiralarim vardi, o bana yetiyordu. Aylar gecmisti aradan ve biz ailece Turkiyeye tatile gitmistik. Sunnet dugunumuz vardi kuzenimizin annem ve yengemle Eminonune alisverise cikmistik. Ben firsattan istifade annemler kuyumcudayken disari sigara icmek icin ciktim. Baktim omuzuma bir sey deydi arkami dondum ve onu gordum. Birden cok sasirdim, allahtan ki gunes gozlugum vardi ve o benim gozlerimdeki ifadeyi gormedi. Hem cok sevindim hem cok uzuldum. Acim tazelendi. Ama hic bozuntuya vermedim ve konusmaya basladik. Onun yuz ifadesinde belliydi beni gordugune gercekten cok sevinmisti. Istanbuldaki evlerinde kaliyormus ve bir kuzeniyle isleri varmis, acele gitmesi gerekiyordu, cebimin numarasini istedi ve gitti. Ben neye ugradimi sasirdim ve eve kadar kendime gelemedim. Aksam telefonum caldi ve arayan oydu. Saatlerce konustuk, sanki hic bir sey olmamis gibi. Istanbuldasin, hava guzel, gokyuzu guzel, ve sevdigin insanlan konusuyorsun. Israr etti bulusalim diye. Ertesi gun icin anlastik, saat verdim, eminonunde bulusacaktik. Pazar gunu oldu, saat geldi ve biz bulustuk. Gulhaneye gectik, gezdik, gulduk, konustuk kissacasi eglendik. Cok mutluydum, gercekten cok mutluydum. Onun yanimda olmasi beni iki gun icinde eski ben yapti. Herkes te fark etti bunu. O da beni gorunce cok mutlu oluyordu, gozlerinin ici parliyordu. O gun hemen sali gunu icin anlastik. O aksam eve geldim, iceri girmemlen onun aramasi bir oldu. Saatlerce konustuk ve sonunda cesaretimi toplayip ondan bir aciklama istedim. Bana bu aciklamayi sali gunu yapacagini soyledi. Gece saat kac baktim telefon, kaldirdim O. Icmis, teyibi acmis ve bana ihtiyaci oldugunu soyluyor. Yumusattim ama sali gunune kadar belki 50 kere aradi beni. Sali gunu bulustuk. Aciklamaya gelince, hala o kizla cikiyorumus ve baska caresi olmadigini soyledi, onu sevmedigini soyledi, ve o zaman ki yaptigi aciklamanin yalan oldugunu soyledi.Benden ayrildiginda ici kan aglayarak ayrildigini soyledi ve sirf benim iyligim icin beni birakmis. Bu soyledikleri nedense bilmiyorum belki benim safligimdandir ama inandim. Nasil baska caren olmaz soruma gelince, bunu sana anlatamam dedi, bu gun olmus hala bilmiyorum. Film gibi yani. Yalnis ti yaptigim ama napim, mantigim kalbime yenilmisti. Ben onu cunku hala cok seviyordum. Ondan sonra gunlerce telefonlastik, gorustuk gezdik. En sonunda kadikoyde bir aksam ustu, bana ilani ask yapti. Hala beni delice sevdigini, bana ihtiyaci oldugunu ve bensiz olmadigini soyledi ve evlenme teklif etti. Hemen yildirim nikahi. Neler oldugunu gercekten anlayamadim. Icim parcalandi, agladim onun kollarinda, hungur hungur. Beraberce agladik. Ama bunu kendi demisti bizimki Imkansiz Askti. O kiz beni mahfetti, sevdigimi elimden aldi ama ben ne kadar sevsemde ona bunu yapamazdim. Kim olursa olsun. Araya giremezdim. O aksam onu son defa optum, sarildim ve cevabimin Hayir oldugunu soyledim. Onu cok sevdigimi soyledim ama olamayacagini soyledim. Kalktim ve inan Iskeleye kadar pesimden bakti, kostu geldi yalvardi, dizlerime kapandi, dusunsene kadikoy iskelesinde guzel bir agustos aksaminda, tabi benim iki gozum iki cesme, onun da benden bir farki yok. Biraktim ve kendimi taksiye zor attim. Artik telefonlarina cikmadim, tekrar eski halime dondum, tatilden sonrada hic gormedim. O o kizlan bir kac ay sonra nisanlandi, ben baska biriyle tanistim. Cok iyi birisi ve sans ya onun da arkadasiymis, cocugu cekmis kenara konusmus, cunku bizim beraber olamayacigimiz artik anlamisti, bu isler zorla olmuyor. Ben onun arkadasiyla nisanlandim, biz nisanliyken onun dugunu oldu ve davetliydik. Gittim dugunune ama nasil gittim birde bana sorun. Onu orda o masada gorunce omrumden omur gitti. Nisanlimi cok seviyordum ama o benim icin farkliydi.Ve ben evlendim, o da benim dugunume davetliydi. Geldi, tebrik etti, elimi tuttu gozumun icine bakti, 2 saniye ama bana bir omur gibi geldi, hic bir sey demesine gerek yoktu, gozlerindeki ifade yeterdi. Ondan sonrada hic gormedim artik, onun bir kizi olmus, benim iki oglum var. Kocami coook seviyorum ama bazan o aklima geliyor, kalbim burkuluyor, hatiralarim canlaniyor cunku o benim ilk askimdi. Aradan tam 9 sene gecti, ona bazan o kadar ihtiyacim varki, sadece konusmak icin. O sanki benim ruh ikizimdi. Ama ayni sehirde yasadigimiza ragmen 9 senedir gormuyorum. Hatiralarimla yasiyorum, bazan hayal ediyorum. Ve o Kadin olmasaydi hersey nasil olurdu diye dusunuyorum. Kocami hayatta onun icin degismem, ama onuda coooook sevmistim. Bir kez gorusebilsek cok mu kotu olur. Hani var ya senede bir gun….arkadasca. Ama onun ayni sehirde olmasi, ayni havayi teneffus etmesi ve belki arada bir beni dusunmesi ihtimali bile yetiyor iste. Iste Istanbulu bir de bunun icin cok severim. Hey gidi istanbul.

Ekleyen:  admin

Sevgiyi Fısıldamak

17 Ekim 2009 Yazan* admin | Kategori* Aşk Hikayeleri

Bulent, avucunu acmis kendisine dogru elini uzatan adama ters ters bakti. Elli yaslarinda gosteren adam, gormeye alistigi hirpani kiyafetli dilencilere benzemiyordu. Uzerindeki giysiler eski fakat ]]temizdi. Eli yuzu temiz ve saglikli gorunuyordu. Sapa saglam adam gidip calisacagina dileniyor, belki benden daha zengindir diye dusundu. Zaten cani cok sikkindi, birde sinirlenmisti. Alayci bir ]]ses tonuyla: Ekmek parasi mi istiyorsun? diye sordu. - Hayir cikolata parasi lazim! Bulentin kizginligi saskinliga dondu. Espri yetenegi olan dilencinin hali de baska oluyor diye dusundu. - Niye siz ekmek bulamayinca cikolata mi yiyorsunuz? - Hayir. Ekmek bulamadigimiz gunler genellikle bulgur pilavi yeriz, onu da bulamadiysak ac yatariz. Bulent adamin ciddi mi konustugunu yoksa ]]dalga mi gectigini anlayamamisti. - Bu gun karniniz doydu ustune tatli mi istedi caniniz? - Fakirin cani mi olur ki, tatli istesin beyim. - Bu bir kamera sakasi mi yoksa sen is bulamamis stendapci misin? - Hicbiri degil. Sadece fakirim. Bugun karimin dogum gunu, ona cikolata goturmek istiyorum. - Dogum gununde yas pasta alinir bildigim kadariyla. - O bizim icin degil zenginler icin. Otuz yillik evliligimiz boyunca ona bir kez bile yas pasta alamadim. Ama her dogum gununde mutlaka cikolata goturdum. Cikolatayi cok sever. adamin soyledikleri Bulentin dikkatini cekmisti. O aksam karisiyla kavga etmis, kapiyi carpip kendini sokaga atmisti. Arabasina da binmemis sahile kadar yurumustu. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamisti. Oysa eskiden denizi seyrederken cok rahatlardi. Dalgalar sikintisini alip gotururdu. Fakat karisinin evde agliyor oldugunu bildigi icin olsa gerek, hicbir sey onu rahatlatmiyordu. Dilenciyle konusurken biraz kafasi dagilmisti. Acaba soyledikleri gercek mi, yoksa uyduruyor mu diye dusundu. - Cebinde bir cikolata alacak para yok mu simdi? Bulentin sorusu uzerine adam ceplerini bosaltti, bir nufus cuzdanindan baska bir sey cikmadi. - Ben dilenci degilim. İsim yok. Gunluk calisirim, ne is bulursam yaparim. Fakat bu gun butun gun is aradim, aksilik bu ya, hicbir is bulamadim. Bulent oturdugu banki isaret ederek yer gosterdi. Oturun biraz dertleselim bari, dedi. Adam cekingen cekingen oturdu yanina. - Yokmu esin dostun, borc alacak akraban? - Fakirin akrabalari da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karinlarini doyururlar. Dilenecek kadar cok mu seviyorsun karini? - Hem de cok seviyorum. Otuz yilimi aydinlatti o benim. - Himmmm. Ask hemde otuz yil suren ask. Hayret dogrusu! Askin omru en fazla uc yil diyorlar oysa. Sen otuz yildan bahsediyorsun. - Evet. Gecen yillar sevgimi azaltmadigi gibi artirdi. - Soyle o zaman nedir evlilikte mutlulugun sirri? Soylediklerine bakilirsa sen mutlulugun formulunu bulmus gibisin. - Ben ilkokulu bile bitirmedim. Oyle formul falan bilmem. - Formul dediysem kimya formulu sormuyorum canim. Bende alti yillik evliyim. Sevdigim kadinla evlendim, fakat mutlu degilim. Surekli kavga ediyoruz. Daha iki saat once kapiyi carptim ciktim. Evimiz, arabamiz, isimiz, gucumuz, her seyimiz var, ama mutlu degiliz. Senin hicbir seyin yok, ama mutlusun. Para mi acaba bizi mutsuz eden? - Hicbir seyim yok mu? Hayir benim her seyim var. Benim karim her seyim. Sevgilim, esim, arkadasim, hayat yoldasim. Hayatimi paylastigim insandan daha degerli ve daha onemli ne olabilir ki dunyada? Sizin ev, araba, is diye her sey dediginiz Seylerdir aslinda hicbir sey olan. - Oyle deme, su kadar varligin icinde bile karim her seyden sikayet ediyor. Bir de fakir olsam kim bilir ne olur? - Altin tasin, kan kusana faydasi yoktur beyim. Sen kadin ruhunu hic anlamamissin. Hicbir kadin iyi bir evde oturdugu, hergun cesit cesit yiyecekler yedigi icin mutlu olmaz. Bir kadin, kocasinin her seyi oldugunu bildiginde ancak mutlu olur. - Sizin mutlulugunuzun sirri bumu? - Olabilir. Ben karima degerli seyler alamiyorum ama ona benim icin ne kadar degerli oldugunu hissettiriyorum. O da cok mutlu oluyor. - Bir kadina degerli oldugunu nasil hissettirilir? - Kucuk kizi severek. - Kucuk kiz mi? Hangi kucuk kiz? - Yasi kac olursa olsun her kadinin icinde hic buyumeyen bir kucuk kiz vardir. O kizi ne kadar cok sever, ne kadar cok mutu edersen, o kadini da o kadar mutlu edersin. - Nasil yani? - Kucuk kiz neleri sever, nelerden hoslanir bir dusunun. Kucuk kizlar hep begenilmek, ilgi gormek isterler. Guzel olduklarini duymaya bayilirlar. Kendilerine prensesmis gibi davranilmasini beklerler. Kucuk kizlar hep prenses olmayi hayal ederler. Surprizlerden hoslanirlar. Biraz simartilmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz kucuk kizlar. Oyle degil mi? - Haklisin. Benim dort yasimda bir kizim var. Adi Aylin. Her aksam boynuma sarilir babacigim beni ne kadar seviyorsun? diye sorar. Giysisini degistirdigi zaman etrafimda Baba guzel olmus muyum? diye sorar durur. Guzelsin demem de yetmez ona. Harikasin prenses gibi olmussun demeliyim. Dunyanin en guzel kizi demeliyim. - İste kadinlar bir omur boyu bunu duymak isterler. Ben elli yasindaki karima boyle davraniyorum. Omrumuz olurda seksen, doksan yil da yasarsak ben ona boyle davranmaya devam edecegim. Ona bebegim diye hitap ediyorum cok hosuna gidiyor. Bebegim bana bir cay yapar misin? dedigimde cay yapmak icin nasil kosturdugunu gormelisiniz. - Hic kavga etmezmisiniz siz? - Kavga evliligin tadi tuzu. Arada biz de tartisiriz. Kusup barismanin tadi ayridir. Benim karim bir keci kadar inatcidir. Onunla barismak icin ugrasmak ayri bir keyif verir bana. - Benim esim cok ciddi kadindir. Hic kucuk kiz havasi yok onda. - Kucuk kizlar buyudukleri zaman artik sevgi, ilgi istemeye utanirlar. En ciddi yada en yasli kadinin bile o kucuk kiz mutlaka vardir. Yeter ki sen o tatli kizi sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o kucuk kizi asla aldatma. Yoksa bir daha sana guvenmez ve ne yaparsan yap hep kuskuyla bakar. Kucuk kizlar hem cabuk mutlu olurlar hemde cabuk kirilirlar. Cok narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumusak dokunuslari severler. - Bu tavsiyeni deneyecegim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum. Bazen islerim cok yogun oluyor o zaman eve cok yorgun gidiyorum. - Bu sadece bir bahane. O kucuk kizi mutlu etmek dunyanin en kolay isi. Cogu zaman birkac tatli soz yeterli olur. Sen o kucuk kizi mutlu ettiginde karsiligini fazlasiyla alirsin. Artik o seni rahat ettirmek icin elinden gelen gayreti gosterir. Karisi mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek once hayat arkadasini mutlu etmelidir. Dusunsene somurtkan, mutsuz, surekli soylenen biriyle yolculuga ciksan ne kadar mutlu olabilirsin. - Haklisinda bende butun gun ailem icin calisip yoruluyorum. - Yine para, yine dis sebepler. Evet para onemli ve gerekli ama kadinlar para icin erkekleri sevmezler. Para gecici mutluluklar verir. Kadinlar hediye almayi severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu olmasini bekleme. Hediyenin yanina sevgini katmazsan hediyenin bir anlami yoktur. Benim hicbir zaman cok param olmadi. Gunluk kazandim gunluk yedik. Bazen ac kaldigimiz gunler oldu. Hicbir zaman karimin kulaklarina altin kupe takamadim ama her zaman ask sozleri fisildadim. Hicbir zaman boynuna pirlanta gerdanlik alamadim ama hep opucuklerle sevdim boynunu. Hicbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumusacik sardim bedenini ve mutlu ettim onu. Adam ayaga kalkti. - Bana musaade, artik gitmeliyim, karim merak eder. Sende git evine kucuk kizin gonlunu al, belki o kucuk kiz simdi evde aglayip duruyordur. - Bulent de ayaga kalkti. Kuvvetlice elini sikti. - Sizi tanidigima cok memnun oldum. Elini birakti koluna girdi. Yolun karsisindaki pastaneyi gosterdi. - Hadi gel esin icin suradan cikolatali pasta alalim, dedi. Pastayi aldilar. Adam hayatinda ilk defa karisina yas pasta goturmenin mutluluguyla, bin bir tesekkur ederek evginin yolunu tuttu. Bulent de pastanenin yanindaki manavdan karisinin en sevdigi meyvelerden aldi. Evine geldiginde karisi sismis gozlerle mutfak masasinda oturmus su iciyordu. Bulent hic konusmadan meyveleri buyukce bir tabaga dokup yikadi., sonra esinin onune koydu. - Bunlar dunyanin en sansli meyveleri, dedi. İnci hic konusmadi. - Sorsana niye diye. İnci kizgin kizgin: - Niye? Diye sordu. - Cunku dunyanin en guzel ve en tatli kadinin midesine gidecek, dedi gayet ciddi bir ses tonuyla. İnci sasirmisti. Bir anda yuzunun ifadesi yumusamisti. - Bunlar senin sevdigin meyveler, senin icin aldim. - Hayret bir sey! Her zaman kendi sevdigin meyveleri alirdin. Benim hangi meyveleri sevdigimi iyi hatirlamissin. Aslinda bu bekledigim istedigim bir seydi. bak senin sevdigin meyveleri aldim Ama simdi kiymeti yok. Cunku sana cok kirginim, meyve alarak gonlumu alamazsin. - Ozur dilerim seni kirdigim icin. Sonra Bulent yere diz coktu. - Cezam neyse raziyim. Ama bir tek sey istiyorum senden. Seni delice seven bu adami senden mahrum etme. - Bulent yere comelmis, boynu bukuk bir vaziyette cok komik gorunuyordu. İnci kikir kikir gulmeye basladi. - Affetmek o kadar kolay degil. Bakalim hangi cezalara katlanabileceksin, dedi. Bulent iste o zaman ona muzip muzip bakan esinin icinde sakladigi kucuk kizi gordu. Bundan sonra her sey daha farkli olacak diye dusundu

Ekleyen:  Demet

aşk korkağını bağışlarmı

17 Ekim 2009 Yazan* admin | Kategori* Aşk Hikayeleri

Aşk

aşk ne kadar basite iniyor..aşk bölemi olmalı sence
ve aşk korkağını bağışlarmı

bize gelen sevgiyi iteriz elimizle
geçiştiririz

o zaten bizim olmuş içgüdüsüyle farklı zamandan insanlara ilgi duyarız
bu hep böle olmuştur
terazi eşitlenmemiş çoğu zaman

aslında bir yanım git diyor bi yanım kal
aslında pamuk ipliğine bağlı sevdaların ömrü hep kısa olmuştur
aşk çoğu zaman fedakarlık ister
ve aşk çoğu zaman onsuz şanı şöhreti bi kenara iter

oysa aşklar üstün tutulmalı
çünkü aşkla zaferler kazanılır
o duyguyla dünyayı karşına alırsın
o duygu seni hayata bağlar
o duygu tüm olumsuzlukları hiç sayar
bilirki iki yürek bir olunca
olumsuzlukta neymiş der

aşk gidene hep dur demiştir
bilirki onsuz bi daha tamamlanamaz
bilirki giderse onsuz bir daha olamaz
çoğu zamanda aşk gidenle gitmiştir
sadece bi tebessüm istemiştir başka birşey değil
sade bir tebessüm

onun sevinciyle gülmek
onun hüzünlemesiyle ağlamak
aşk hep sadık kalmıştır sevgiliye
vursada kırsada
bir toz gibi bi kenara atsada
üstünden bir paspas gibi geçsede
aşk hiçbir zaman yüz çevirmemiş
hep avucunda tutmak istemiştir yüreği

aşk gidenle hep gidiyor
nedense gidenlerde hiç dönmüyor
gidenler gelenlerin kahri ile bi ömür çekiyor
ama gidenler bu gerçeği bir tokat gibi hergün yesede
gurununa söz dinletemiyor
gidenler istikametinde ne aşklar eziliyor

Bir Bitişin Hikayesi

17 Ekim 2009 Yazan* admin | Kategori* Aşk Hikayeleri

Sevgi Aşk Hikayeleri

Tam tamına 17,5 yaşındaydım o gün. Bütün eğitim hayatımı adadığım ve sonunda başardığım üniversitemin bahçesinde onunla konuşup bir ilişkinin temellerini atmak üzereyken küçük bir çocuktum. Günü birlik ilişkilerde, geçici flörtlerden hoşlanmadığımı belirtecek kadarda büyük. Üniversite hayatinin başlangıcı bu muhteşem birlikteliğinde başlangıcı oldu. Günler büyük bir hızla geçiyor ve her gecen gün aşkımızda ayni hızla büyüyordu.

Önce toplumdan, sonra da okulumuzdan soyutladık kendimizi. Her anımızı baş başa geçirmekten, İstanbulun keşfedilmemiş yerlerin gezmekten büyük keyif alıyorduk. Onun dinine çok bağlı olması, benim bugüne kadar bilmediğim görmediğim şeyleri yapıyor olması hoşuma gidiyor, ben de her gün yeni şeyler öğreniyordum.

Bu aşk romanlarından fırlamış mutlu günler daha doğrusu seneler 4 yıl sürdü. Kesintisiz 4 yıl. Bu arada o benim aileme, bende onun ailesine girmiştik. Evleneceğimiz günler sayiliydi.

       5. yılımıza girdiğimiz ilk günlerinde her şey alt üst oldu hayatımda. Senelerdir görmediğim bir arkadaşımı ziyarete gittim ve aşık oldum. Hayatımızda başka insanlar olmasına rağmen bu garip duygusal çekim bizi yakaladı, ama hemen kendimizi toparlayarak uzaklaştık. İşte yine ben eski bendim. Her şeyi çözmüş ilişkime sağlam bir şekilde dönmüştüm .- Döneme mimiydim yoksa Bir kaç ay sonra İnternet ve chat ortamını keşfettim. Seneler sonra ilk kez farklı erkeklerle konuşmak gerçekten ilginçti gelmişti. İleri gidip teflonlaşmaya ve hatta bir kaç kez görüşmeye bile vardırmıştım işi. Ama hep kendimi haklı çıkaracak sebepler aradım. Kötü bir şey yapıyordum, onu anlatmıyordum. Yada bana öyle geliyordu.

       Başka bir adama aşık olmamla başlayan kavgaların, tartışmaların yerini şimdi chat kavgaları almaya başlamıştı. Bu seferde netten yüzünü bile görmediğim bir adama aşık olmam, olayın patlama noktası oldu. Çünkü artık sözlerin yerini tokatlar almıştı. Çıktığım tatiller, görüşmeme kararları, ilişkiyi kurtarma çabaları hiçbir işe yaramıyordu. Elimizde hiçbir şey kalma misti artık. Bizi bir arada tutan o güçlü bağ,aşk,sevgi,saygı,hoşgörü. Hepsi uçup gitmişti.şaşkındım. nasıl bu hala gelebilmişti her şey. Bitmeliydi. Bitecekti. Ve bitti. 5. yıldönümümüze 1 ay kala bitti büyük aşk masalı.

       Biliyorum. Ben suçlu görünüyorum. Ama hala kendimi haklı çıkarmak için çok fazla sebep bulamıyorum. Pişman mıyım. Hayır. 23 yaşındayım artık ve elimde kalan hala bitmemiş bir okul. İlişkim bitti ama okul hala duruyor. Aşk mı bir daha asla…
Yazan:
Deniz Nur

Aşk Kapıyı Çalınca

17 Ekim 2009 Yazan* admin | Kategori* Aşk Hikayeleri

Hep özlediğim, beklediğim aşkın böyle aniden kapımı çalıvereceğini, izin almadan yüreğimde bir köşeye yerleşeceğini hiç düşünmememiştim. Göz göze geldiğimiz anda. Başımdan aşağıya buzlu su dökülmüş gibi hissettim.

Bakışları içimi titretti, bilmediğim, tanımadığım bir dünyanın kapıları açılıverdi önümde… Kimde, neydi, hangi sınıfta öğrenciydi, daha önce onu görmemiştim. Bütün gün bu sorularla boğuştum. İlk şoku atlatıp kendime geldiğimde okulda onu aramaya başladım. Gerçeği öğrenmem hiç zor olmadı tabii ki! Suratıma tokat gibi çarpan gerçeği…

O okulumuzda yeni görev yapmaya başlamış bir öğretmendi çok genç olduğu için öğrencilerden ayırt etmek mümkün değildi. Böyle şeyler yalnız filmler de olur sanırdım. Oysa ben sırılsıklam aşık olmuştum. Gözleri başımı döndürecek kadar güzel olan yalnızca adını ve öğretmen olduğunu bildiğim biri, kısacık bir zamanda hayatımı değiştirivermişti.

       Ona aşık olmam benim suçum muydu? İnsan hesap kitap yaparak aşık olmazdı ki? Tamam itiraf etmeliyim, ben pek normal biri değilim. Başkalarına göre farklı yanlarım çok., özellikle de aşk söz konusuysa hiçbir zaman sıradan biri olmadım ama bu kez tamamen kaderdi. Sonunda ona söylemeye karar verdim. Madem aşık olacak kadar cesaretliydim, söyleyecek kadar da cesaretli olmalıydım.

       Söyledim. Şaşkınlığımı ifade edecek sözleri şu an ben bulamıyorum. Düşün bir kez, çat kapı bir öğrenci geliyor ve ‘’ ben sizi gördüğüm ilk andan beri seviyorum’’ diyor. Ne hissedersiniz bilemem ancak o bana karşı çok olgun, anlayışlı davrandı. Yaptığım çocukluklarla hayatını cehenneme çevirdiğim halde sevgiyle yaklaştı.. incitmemek için çok uğraş verdiğini şimdi anlıyorum oysa o zamanlar çok incitmiştim. Bir gün bana hak vereceksin demişti evet onu anlıyorum ve hak veriyorum. En doğrusunu yaptı. Zaman belki çılgın aşkımı bitirdi. Ama ona olan saygım ve sevgim sonsuza kadar sürecek. 
Yazan:
Yaban Gülü Aşk hikayeleri

Eskişehirde sex hikayem

07 Ekim 2009 Yazan* admin | Kategori* Erotik Hikayeler

40 lı yaşlardayım. İşim gereği senede bir iki kez İstanbul dışına çıkıp birkaç gün kalıyorum. Geçen yaz Eskişehir’e gitmiş, zor bir günün yorgunluğunu otelin barında hafif bir içki ile atmaya çalışıyordum. Yanımdaki masaya ben yaşlarda bir çift oturdu. Çok neşeliydiler. Kadın siyah uzun saçları, balıketi güzel vücudu ile dikkati çekiyordu. Mavi askılı bir elbisesi ve lacivert diz üstü bir eteği vardı. Adam da hafif topluca, takım elbiseli idi.

Onların da iş için gelmiş oldukları çok barizdi. Derken kadın el çantasını benim tarafta yere düşürdü. Almak için eğildiğinde elbisesinin içinden dolgun memeleri gözlerimin önüne serildi. Çantasını alıp kalkarken baktığımı farkedip gülümsedi. Yanındaki adamla bir iki cümle konuşup bana döndü ve masalarına davet etti. Gittim tabii. Onlar da İstanbulluydular. İş için gelmişlerdi. Aynı şirkette çalışıyorlardı ve sevgiliydiler. Biraz sohbetten sonra odama çıkmak için izin istedim. Biz de kalkalım dediler. Asansörde Elif kendi odalarına gelmemi, sattıkları tüy dökücü kremlerden vermek istediğini söyledi. Odalarına girdik. Elif, Dur kremden süreyim diyerek üzerimdeki gömleği çıkarttı. Ortalamadan daha az kıllı olmama rağmen bütün göğsüme sürdü. Aslında iğrenç bir kokusu vardı kremin ama bir şey demedim. Bu sırada sevgilisi Osman da otelin balkonuna çıkmış sigara içiyordu. Krem birkaç dakika sonra ıslak süngerle silinmeliymiş. Elif süngeri eline alıp yavaş yavaş silmeye başladı. Derken silmeleri okşamaya dönüştü. Panik halde bir pantalonumun içinde kalkan sikime, bir de balkona bakıyordum. Merak etme, tahmin ediyordur dedi. Aşağıya kayan elleri önce kemerimi çözdü, ardından pantolonumun önünü açtı. Sikim artık slip kilodumdan da dışarı fırlamıştı. Eline alıp yavaş yavaş ovalamaya başladı. Eline bulaşmış olan krem benimkini yaktı. Bunu söyleyince duşa gidip sil, ben de elimi yıkayayım dedi. Küvete girmiş, ılık suyun içinde biraz kalmıştım ki, Elif de küvetin içine girdi. Üzerindekileri çıkartmış, dolgun göğüsleri ve kalçaları tüm heybeti ile ortaya çıkmıştı. Alt tarafa bakınca aslında kremi kendi amının üzerinde kullanması gerektiğini düşündüm ama uzun bacaklarının düzgünlüğü ve belinin uygun inceliği bu tip ayrıntıları önemsiz yapıyordu. Vücudunun bu kadar güzel olması beni şaştırmıştı. Kollarını boynuma doldı, öpüşmeye başladık. Ardından diz çöküp yarrağımı yalamaya başladı. Çok da iyi biliyordu işini. Önce çevresini yalamaya başladı. Taşaklarımı emiyor, taa tepesine yavaş yavaş çıkıyor sonra tekrar taşaklarıma iniyor, beni delirtiyordu. Ağzına alıp emmeye başlayınca dayanamayıp boşaldım. Gülümseyerek kalktı. Temizlenip duştan çıktı. Havluyla şöyle bir kurulanıp bana attı. Ben de kurulanıp çıktım. Osman yatakta soyunmuş bizi bekliyordu. Elif yatağa yanına yattı, Osman’ın yarrağını yalamaya başlamıştı. Ben de arkasına geçip Elif’in biraz önce bana yaptığını ona yapmaya başladım. Tüylerinin arasından am dudaklarını parmaklarımla yana ayırdım. Dilimle yanakları biraz yaladıktan sonra klitorisi ile oynamaya başladım. Bir anda kasıldı. Pek alışık değildi. Zavallı daha önce hep karşı tarafı azdıran olmuştu ama onu tahrik etmeye çalışan erkeklerin sayısı azdı demekki. Neyse, birkaç dakika dilimle azdırdıktan sonra tam Elif titreyerek boşalmaya başlamıştı ki Osman’dan panik bir bağrış geldi. İyice azan ve herhalde çok uzun zamandır böyle tahrik olmamış Elif orgazm olmaya başlamış, bu sırada da istemeden ağzının içindeki Osman’ın yarrağını ısırmıştı. Zavallı adam yataktan çıkıp duşa gitti. Biz de Eilf’le kaldığımız yerden devam ettik. Sırtüstü yatmıştı. Göğüslerine yumuldum. Muhteşemdiler. Birini emerken diğerini ellerimle okşuyor, sonra ağzımla elim yer değiştiriyordu. İçine girdiğimde derin bir oh çekti. Bacakları ile kalçalarımı sarmış, ayakları ile popoma bastırıyordu. Derken Elif’i domaltıp, içine giriverdim. İyice ıslanmıştı. Gayet uyumlu bir şekilde sikişmeye başladık. O da hafif hafif inliyordu. Biraz sonra beni yatırıp üzerime çıktı. Sırtı bana dönüktü. Yavaş hareketlerle kalkıp inmeye başladı. Arkadan uzanıp göğüslerini sıkıştırmaya başladım. Biraz sonra ön tarafa doğru eğilince, ellerime de sikimin çevresindeki kalçalar kaldı. Biraz kalçaları, biraz bacakları okşarken Elif yine kasılmalara başladı ve boşaldı. Ter içinde yanıma uzandı. Benimki hala dimdik içine gireceği evini arıyordu. Biraz soluklanınca uzanıp benimkini ağzına aldı. Yavaş yavaş emmeye ve yalamaya başladı. Hem benimkini istim üstünde tutuyor, hem de dinleniyordu. Aslında aklıma 69 fikri geldiyse de Osman’ın durumunu düşününce sadece göğüslerini okşamakla yetindim. Gerçekten iri ve güzeldiler. Bu büyüklükteki memelerin bu yaşta sarkmaması çok ilginçti. Birkaç dakika göğüslerini ve bacaklarını okşayarak vakit geçirdim. Bu sırada Elif kendine gelmiş, üstüne üstlük tekrar tahrik te olmuştu. Kalkıp balkona çıkmış olan Osman’a baktı. Arkasını bana dönmüştü. Arkasından bir elimle göğüslerine sarılırken, diğer elimle bacaklarının arasını okşamaya başladım. Öne doğru eğilince de arkadan amcığına giriverdim. İki elimle kalçalarını tutmuş girip girip çıkıyordum. Artık küçük çığlıklar atmaya başlamıştı. Osman dışarıdan bizi seyrederken beline sardığı havlunun içinden kalkmış siki ile oynamaya başlamıştı. Ağrısı geçmişti. İyice yorulmuş bir halde daha fazla dayanamadım ve Elif’in içine patladım. Kadıncağız da titreyen adımlarla yatağa kendini attı. Yanına uzandım. Konuşmaya başladık. Osman ile önceleri uyumlu bir sex hayatları varken daha sonra Elif’e yeterli gelmemeye başlamıştı. Benden önce başka bir erkekle de yataklarını paylaşmışlardı ama adam İstanbul dışına taşınınca bu beraberlik bitmişti. İki sene aradan sonra yataklarını paylaştıkları ilk erkektim. İstanbul’daki adresleri bana çok yakın değildi ama ne önemi var ki? Böyle bir kadını sikmeye değer deyip onlara uğrayacağıma söz verdim. Osman da biz konuşurken içeri girmişti. Elif’in memelerini okşamaya başladı ama kadının yorgunluğu belli oluyordu. Anladığıma göre iki sene sonra ilk defa bu kadar doyuma ulaşmıştı. Eli tembelce Osman’a uzandı. Yavaş yavaş okşamaya başladı. Ardından ağzına alıp emmeye başladı. Bu işi hakikaten çok iyi yapıyordu ama yorgundu. Adam da Elif’in durumunu anlamış olmalı, fazla uzatmadan boşaldı. Her ikisi de mutluydu. Tabii ben de. Yıkanıp odama gittim. İstanbuldaki seanslar ise başka bir yazı konusu…..