Gercektende inanilmas bir hayat hayat gercektende cok garip valla Ben msn de bu kadar ciddi olacagimi hic tahmin etmemishtim ama zaman en iyi ilac ishte gun geldide ben msn de de ciddi olmaga bashaldim gunlerden birinde ben Serdar adli Bir erkekler tanishtim Onla msn de konsuhtuk devam ettik Ben azeri O Turk Ama ben onu cok sevmeye bashladim hemde cok baglandim 2 haftaya ona ne kadar baglandigimi kimselere anlatamayacagim kadar Ashik oldum Ishte Ben shimdi Serdari Seviyorum Biz her aksham evde olunca telle gorushuruz her sabah telle konsuhuruz her sabah 3 saat msn de konsuhuruz benim sevdiyim ishien gedinceye kadar ama bana karanlik kalan bishey varrrr …. Dushunuyom acaba benimde bitanemmm? Evvet benimde Serdarim Benle evlenmeyi Gercektenmi dushunuyormu yoksa…
Not : Bu Yazdıgım Hikaye Yaşanmış Bir Hikayedir…
RüyaLarPrensi….
HyPoCenter Break Dance Grup
Aşk Ve Ölüm…!
9.SINIF
Şuan dersteyiz.yanımda dünya tatlısı bir kız oturuyor.Yüzüne bakmaya kıyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor.o benim en yakın arkadaşım. beni sadece arkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum…
10.SINIF
Evdeydim arayıp erkek arkadaşıyla tartıştığını ve bana ihtiyacı olduğunu söyledi.sonra bize geldi.bana sıkı sıkı sarılıp ağladı.Şuan dizimde uyuyor.saçlarını okşayıp ogül yüzünü doya doya seyrettim.ben onu o kadar çok severken o beni sadecearkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum…
11.SINIF MEZUNİYET BALOSu
Onunla çocukluktan beri arkadaşız.8. sınıftayken birbirimize söz vermiştik lise sonda mezuniyet balosuna gidecek eşimiz olmazsa beraber gidecektik.beni aradı ve erkek arkadaşının hastalanıp gelemeyeceğini söyledi ve beraber gidebilir miyiz diye sordu. kabul etttimonu evinden aldım.balodaki en güzel kız oydu.bembeyaz elbisesiyle tıpkı bir melek gibiydi..gece boyu dans ettik.kollarımdayken hep aynı şeyi düşündüm onu çok seviyordum .gece sonunda onu evine bıraktım.beni yanağımdan öpüp en iyi arkadaşı olduğumu söyledi.onu gerçekten çok seviyorum.ama o beni arkadaşı olarak görüyor.ona onu sevdiğimi nasıl söylerim. nedenini bilmiyorum ama kenmdimden çok utanıyorum…
Aradan yıllar geçti.. şimdi o canımdan çok sevdiğim meleğimi toprağa veriyorum. özel eşyalarının arasından kara kaplı bir defter çıkmış bana verdiler.okuyup okumamakta kararsızdım.açtım. bu bir günlüktü ve bir sayfasında şöyle yazıyordu…
‘Şuan dersteyiz ve yanımda dünya yakışıklısı bir çocuk oturuyor.yüzüne bakmaya doyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor.beni arkadaşı olarak görüyor.erkek arkadaşım olduğu yalanını söyleyerek ve sürekli onunla ilgili yalanlar uydurarak yanında olabiliyorum.onu canımdan çok seviyorum.bana bir kerecik SENİ SEVİYORUM deseydi dünyalar benim olurdu…’
Ben bu satırları okurken meleğimi çoktan gömdüler.hıçkırıklarımı tutamıyorumgözümü mezarından alamıyorum.merak etme biriciğim ben de ben de seni çok seviyorum….
Yıllardır İnternet ile uğraşmama rağmen ilk kez evimde chat (sohbet) yapmak için kanala girdim. Nickim (rumuz) Bebek19. Tabii bir anda erkeklerden yüzlerce mesajla karşılaştım.
İnternetten çıkmaya karar veriyorum ama birden biri benim ona cevap vermemi sağlıyordu. Konuşma ilerledikçe biz hala klavyeyle boğuşuyor ve birbirimizi tanımak için elimizden geleni yapıyorduk. Aynı şehirdeydik.
Daha yeni tanıştığım bu kişi bana ev adresini okulunu ve hatta cep telefonunun numarasını bile vermekte bir an tereddüt etmemişti. Ben de ona web sitemdeki fotoğraflarıma bakması için adresimi verdim. Bunu izleyen günlerde mail ve chat dostluğumuz sürdü. İkimiz de birbirimize farklı şeyler hissediyor ama bunun yanlış anlaşılmasından korktuğumuz için hep arkadaşlık temennilerini yeniliyorduk. Sonunda ben de onun fotoğrafını gördüm.
Artık ilerleyen güven ve dostluğumuz ardından ben yine bir chat gecesinde, “Daha fazla beklemenin bir anlamı yok artık tanışalım”dememin üzerine buluşma günümüz kararlaştırıldı.
Buluşma yeri sinemanın önüydü. Oraya gittiğimde sinemaya girmek için bekleyen bir sürü insanla karşılaşınca bir an şok oldum ve üstelik aksi gibi hepsi bana bakıyordu. Kendimi topladım ve telefonunu çaldırmayı akıl ettim. O kadar kişinin arasında sonunda beklenen kişinin melodisi çalmaya başlamıştı. O yöne baktığımda kitapçı vitrininin önünde duranın o olduğunu fark ettim. Arkasını döndü ve hayatımın bundan sonraki kısmında büyük yer kaplayacak o tatlı gülümsemesiyle yanıma doğru yaklaştı.
“Merhaba” dedi. Bense “Sen o olmayabilirsin. Bu yüzden bir soru soracağım. En sevdiğim çizgi film kahramanı hangisi? dedim. Birkaç yanlış cevaptan sonra sonunda doğru olanı buldu. Sinemaya girdik. Oysa birbirimizin yüzünü sadece 5 dakika görebilmiştik.
Gittiğimiz ilk film ortama pek uygun değildi. Hatta berbat bir seçimdi. Filmin adı “Şeytan” dı. Onun bir suçu yoktu ki, ben seçmiştim…
Filmden sonra gerilen sinirlerimizi ancak buz gibi bir dondurma geçirebilirdi. Dondurma yerken bol bol konuştuk.
İkinci buluşmamız için 10 gün daha beklemeliydik çünkü İstanbul’ a gitmişti. O İstanbul’ dayken birbirimizi düşünecek çok zamanımız oldu. Döndükten sonra çok şey değişmişti. Bu kısa süreli ayrılıkta ikimizde birbirimizden hoşlandığımızı anlamıştık.
Onu takip eden zamanlarda sevgimiz katlanarak devam etti. Aşkın ne zaman, nerde ve hangi şarlarda size gülümseyeceği hiç belli olmaz. Biz o zor anı sanal alemde yakaladık. Şimdi 6 aydır her gün tanrıya bizi birbirimize armağan ettiği için dua ediyoruz. Ya o gece chate girmeseydik…
Uzun zamandan beri aşkını saklayan bir kız sevgilisinden tepki bekler fakat istediğini alamayınca kendisi teklif etmeye etmeye karar verir. Çocukla araları çok iyidir görüşürler sohbet ederler ama kız çocuğa fena halde aşıktır. Buluşma teklif eder ve buluşurlar sonra…
Kız:Nasılsın ne yapıyorsun geldiğin için teşekkür ederim çok sağol
Erkek:Önemli değil canım ama ne söyleceğini gerçekten merak ediyorum nedir bu kadar önemli olan
(Kız çok heycanlanır elleri titremeye başlar son bir derin nefes alır ve normal bir ses tonuyla…)
Kız:Sana uzun zamandan beri söylemek istediğim bir şey var ama çok korkuyorum.
Erkek:Ne söyleyeceksen söyle çekinme tamam rahat ol.
Kız:Bak ben sana aşığım tamam mı hem de çok seni seviyorum.
(Çocuk şok geçirir böyle bir şey hiç beklememektedir. Çünkü çocuk başkasına aşıktır ve aşık olduğu kıza teklif etmiş cevap bekliyordur deneme aşamasında bir ilişki yaşmamaktadır şaşkın bir sesle…)
Erkek:Sana nasıl söyleceğimi bilemiyorum ama ben başkasına aşığım ve biz çıkıyoruz deneme aşamasındayız gerçekten üzgünüm.
(Kız yerin dibine girer gözlerinden yaşlar damlamaktadır aynı zamanda da sinirlenmiştir göz yaşlarını tutamamaktadır ağlayarak…)
Kız:Peki kim bu lütfen göster onu görmek istiyorum kim ne olur göster.
Erkek:Elbette ama uzaktan gösteririm gel gidelim.
(Kızı aşık olduğu klşinin yanına götürür ve uzaktan gösterir buruk bir sesle kıza)
Erkek:İşte benim sevdiğim kız bak orada duruyor işte. Ben gerçekten üzgünüm lütfen.
(Kız çocuğun lafını keser dayanamaz çünkü onu 2 yıldır seviyordur ve okulda evde hep onu takip etmektedir böyle bir şeyi kaldıramaz ona sarılır ve ağlayarak)
Kız:Ben seni çok seviyorum unut onu ben seni çok mutlu ederim tamam mı seni seviyorum hem de herkesden ve herşeyden daha çok seviyorum.
(Çocuk şaşırmıştır aslında o da üzgündür ama ortada sevdiği kız vardır ve ihanet edemez kıza döner ve…)
Erkek:Beni bırakırmısın sevgilim görecek lütfen. Bak böyle bir şey imkansız ben onu seviyorum seni değil. Ben seni sevmiyorum sevememde çok üzgünüm seni sevmiyorum.
(Kız resmen şok geçirir ağlmaktan gözleri kan çanağına döner. Onu bırakır ve arkasını dönüp evine gider günlerce ağlar yemeden içmeden kesilir bir kaç gün sonra okula döner ve sevdiği çocuğu kızla yan yana görür. Daha fazla tahammül edemez ve kendi sınıfına döner.Çocuk ise sevgilisiyle ilişkisi devam etmektedir ama kız onu kullanır daha sonra ilişki biter çocuk aldatılmıştır sevgilisini başka erkekle yan yana görür ve yıkılır. Eve gider geceler boyu ağlar ve kendine kızar sabaha kadar uyumaz hatta bir ara içkiye başlar kendi kendine…)
Erkek:Allahımmm Allahımm ne kadar salak biriyim ben ne kadar salak biriyim bir gülü soldurdum Allahımmmm…
(Ağlayarak bu sözleri söler bir gece hastaneye kaldırılır ve rüyasında kendisine aşık olduğu söyleyen kızı görür beyazlar içinde ona gülümsemektedir. İyileştikten sonra o kızı bulur ve izler bir gün yolunu keser ve ona…)
Erkek:Merhaba napıyorsun konuşabilirmiyiz?
(Kız sert ve kızgın bir sesle…)
Kız:Ne konuşması ya sen neden bahsediyorsun? Hain sen beni aldattın pislik başkasına gittin ya şerefsiz.
Erkek:Bana bir dakika verir misin lütfen sadece bir dakika.
Kız:Git buradan defol seni görmek istemiyorum.
(Kız ilerleyerek yoluna devam eder çocukta arkasından takip etmektedir yalvararak buruk bir sesle…)
Erkek:Lütfen beni dinler misin dur artık tamam mı bi dur lütfen.
Kız:Senin neyini dinleyecem? Seni sevmiyorum dedin ben başkasını seviyorum dedin sana sarıldım sana yalvardım ama sen bir başkasına gittin senin daha neyini dinliyim.
Erkek:Biliyorum hatalıyım ve Allah cezamı verdi işte değerini şimdi anlayabildim aşkım.
Kız:Aşkım mı? sen neler saçmalıyorsun hııı aldatıldın tabi şimdi bana geliyorsun ben oyuncak değilim tamam mı git artık sevmiyorum seni.
(Çocuk yıkılır ama kızın peşini bırakmaz oldukça karalıdır kızı sağ omzundan yakalr ve kendine çevirir iki elini kızın omzuna koyar mavi gözleri onun kahverengi gözlerine göğün toprağa kilitlendği gibi kilitnenir çocuğun gözleri yaşlı bir şekilde…)
Erkek:Canım bir tanem bu eller onun kine deymedi canım yemin ederim ki deymedi sanki zevki sefa yapmışım gibi konuşma lütfen. Ben aşık olmadım, hata yaptım canımın içi. Ben bir gülü soldurdum zakkuma tutuldum ve zehirlendim. Hem de fazlaca çektim ben cezamı geceler boyu yoğun bakımlarda çektim hergün kafa mı duvarlara vurdum ben aşkım ne olur affet beni.
(Üzgün ve duruk bir sesle kız konuşur)
Kız:Affetmek mi? Sence bunu nasıl yapabilirim haa? Söyle bana kim affedebilir sen olsan affedermiydin?
(Çocuk kızın aklı olduğunu bilir ama o da çok pişmandır. Bir gece sinir krizi geçirmiş ve bileklerini kesmiştir onun yara izleri hala bileklerinde durmaktadır kollarını sıvazlayarak kıza döner.)
Erkek:Elbette bunu yapmanı bekleyemem seni ağlattım üzdüm soldurdum seni ama bende cezamı çektiğimi düşünüyorum. Tamam süründür beni işkence yap, peşinden koştur. İste senin için öleyim ama bana git deme ne olur bırakma beni. Senden sadece bir şans istiyoru sadece bir şans.
Kız:Bak düşünücem, düşünmem lazım tamam mı bunu yanlış anlama seni daha affetmedim.
(İkisi şehrin ortasında ki meydanda buluşmaya söz verirler ve ayrılırlar. Kız durumu arkadaşlarına anlatır. Arkadaşları kıza ‘Sana yaptıklarını unutma yalvarması bir şey değiştirmez seni ağlattı yıktı şimdi de onu unutmak için sana geliyor sakın affetme’ arkadaşları onu böyle doldurur ertesi günü gelir. Çocuk sabah erkenden kalkar bir gül ve bir yüzük alır yazdığı bir dörtlük şiiride ezberler ve meydanda ki buluşma yerine gider öğle olur kızıda görür. Kız ise plan yapmıştır çocuğu kabul etmeyecek onun konuşmasına fırsat vermeden kendisi konuşup bu işi bitirecektir ikisi karşılaşır.)
Erkek:Merhaba geldiğin için teşekkür ederim kalbimin sahibi.
Kız:Bak böyle konuşma tamam mı seni daha affetmedim affetmişte değilim.Ben…
(Çocuk kızın lafını keser sağ dizinin üstünde kızın ellerini tutarak sakin ve duygulu bir sesle…)
Erkek:Güzelliğini göremeyecek kadar aptalım,
Sensiz sadece nefes alabilen bir canlıyım
Bu güzelliğin için canımı vermeye hazırım
Benimle evlenir misin pamuğum ben sana aşığım.
(Meydanda herkes onlara bakmaktadır kız çok utanır çocuğun ise umurunda değildir. Yüzüğü kızın sol elindeki yüzük parmağına takar ve arka cebinde sakladığı gülü çıkartır eli kan içindedir çünkü gülün dikeni batmıştır ama kanlar fazladır. Gözlerini gözlerine diker sıcak bir tebessümle kıza…)
Erkek:Üstünden tut orası dikensiz. Eee gülü seven dikenine katlanırmış.
(Çocuk iki dizinin üzerinde onun ellerini tutarak)
Erkek:Güzelim beni affeder misin benimle evlenir misin ne olur affet beni canım yoksa yemin ederim öldürürüm kendimi cenazemi görmek nasip olur sana.
(Kız onun mavi gözlerine derin derin bakar bu arada etraftakilerde onlara bakmakta fotoğraflarını çekmetedirler kız çocuğa bakar ve masum bir sesle…)
Kız:Ayağa kalk lütfen ayağa kalk.
Erkek:Tamam.
(Ayağa kalkar ikisininde kalbi göğsünde çıkacakmış gibi atar kız saçlarını arkaya atar gülü koklayarak masum sesiyle…)
Kız:Evet kabul ediyorum. Ama bundan sonra bırak kadını kızı başkasını seni bir dişi sineklede görsem ben öldürürüm seni anladın mı oyarım gözlerini bir daha kimseyi göremezsin.
Erkek:Asla aşkım asla bir tanem. Başkasına bakmam senden başkasına bakarsam sensizlik benim cezam olsun aşkımm sen öldür beni ölümüm senin elinden olsun canım.
(Okuldan mezun olduktan sonra nişanlanır daha sonra görkemli bir düğünle evlenirler. Çocuk bir daha asla başkasına bakmaz beraber gezerken aşkını iyice sarar ve onun gözlerine bakardı. Başka birini gördüğünde kafasını çevirir ve bakmazdı. Hatta bir ara işi daha da abartarak küçük bir kamera alır ve gün içinde yaşadıklarını kaydeder. Aralarında bir daha ihanet olmaz ve birbirlerini delice severler..)
Alinti
Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur.
Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır.
Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen
bu macerayı Leyla’nın annesi öğrenir.
Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez.
Kays okulda Leyla’ yı göremeyince üzüntüden çılgına döner,
başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar.
Mecnun’ un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla’yı isterse de Mecnun
(deli, çılgın) oldu diye Leyla’ yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun’ u çölde bulur.
Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve
mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ’ yı tanımaz.
Babası Mecnûn’ u iyileşmesi için Kâbe’ ye götürür.
Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn,
kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder:
“Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni.”
Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar.
Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir.
Bir zaman sonra âilesi, Leylâ’ yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir.
Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de
mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm’ ı vuslatından uzak tutmayı başarır.
Mecnûn, çölde, Leylâ’ nın evlendiğini arkadaşı Zeyd’ den işitince çok üzülür.
Leylâ’ ya acı bir sitem mektubu gönderir.
Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn’ a anlatır.
Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder.
Bir müddet sonra Mecnûn’ un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner.
Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnûn’ u çölde aramaya başlar.
Fakat Mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ’nın
maddî varlığını unutmuştur. Leylâ, çölde Mecnûn’ u bulduğu hâlde, Mecnûn onu tanımaz.
Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer.
Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ’ nın ölüm haberini öğrenir.
Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler;
“Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez
Cânânsuz cihân gerekmez.”
Der, kabri kucaklayarak ölür.
Bir müddet sonra Mecnûn’ un sâdık arkadaşı Zeyd rüyasında,
Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür.
Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki:
“Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ’ dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri,
aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular.”
LEYLA ve MECNUN
Ey Rabbim! Aşk belasıyla beni tanıştır
Beni bir an bile olsa; aşk belasından ayırma!
Detlilerden yardımını uzak tutma.
Yani beni daha çok belalara müptela eyle!
Ben var oldukça, beladan, isteğimi uzaklaştırma!
Ben belayı isterim, çünkü bela da beni ister.
Sevgi belasıyla ağırbaşlılığımı gevşetme!
Ta ki dostlar beni kınayıp vefasız demesinler!
Gidip geldikçe, sevgilimin güzelliğini arttır,
Sevgilimin derdine beni daha çok mübtela et.
Ben nerede, mevki ve itibar kazanma nerede?
Bana yoksulluk ve yokluk ulaşma kabiliyeti ver
Senden ayrıyken, bedenimi öyle zayıf kıl ki,
Bahar yeli beni sana kavuştursun.
Fuzûlî’ nin nasibi gibi beni gururlandırıp,
Ey Rabbim, asla beni bana bağlı kılma!
Sonunda yar, ağlayıp inlememize acıdı ve
Bugün hüzünler evimize ayak bastı.
Gözyaşı yağmurum, demek, öyle tesir etti ki,
Gül bahçemizde taze bir gül dalı düşürdü.
Ah ateşinin bizi yaktığı,
Ayrılık gecesini aydınlatan meş’ aleden bellidir.
Eğer ağlayan gözümüzde uyku olsaydı,
Bu kavuşma uyku halinde görülen bir rüya demek mümkün olurdu.
Gördüğümüz bir hayal mi?
Yoksa sevgilinin yanımıza geleceği aklımıza bile gelmezdi.
Ey can ve gönül! Sevgili, misafirimiz oldu!
Neyimiz varsa, misafirimizin ayaklarına dökelim.
Ey Fuzûlî! Sevgilinin kasdı, canımızı almakmış.
Gel.. Güzel uğruna can vermeyi kendimize bir borç bilelim.
Bu kısacık aşkımızda en güzel akşamları en güzel sevinçleri paylaştık. Sevmeyi öğretin sen bana. Yüzün gülerken, içinde mutlu olabileceğini öğrettin sen bana. Yüzün gülerken, içinde mutlu olabileceğini öğrettin. Yaşamanın seninle güzel olduğunu gösterdin.
Sevdim ben seni , kimsenin sevemeyeceği , can verip kan dahi olamayacak kadar çok. Uykularımızı paylaştık. Bir gece değil gecelerce uykusuz kaldık sevdamız için.
Ben seni düşledim hep ışıl ışıl gözlerinle yanımda. Dünyalara sığmayacak aşkımızı küçük yüreklerimize sığdırdık. Ayrı geçen dünümüze yaşanmamış saydık. Hep birlikte olmalıydık biz , öyle güzel oluyordu hayat. Sözler verdik birbirimize , tutamayacağımızı bile bile. Bir sen söz vermedin sigarayı burkamayacağına. Oysa her eline alışında yüreğim hançerlendi benim. Çiçeğimdin sen , incinirsin boyun bükülür diye dokunmaya dahi kıyamazken ben , o seni zehirliyordu. Bir bunu anlatamadım sana.
Ayırmaya kalktılar bizi.kimse benim yüreğimi yakan sevdamı düşünmedi. Sensiz hayat yoktu, söz vermiştim sevdama , daha önemlisi sana. Yaşayamazdım , ikimizi içime gömüp seni bırakamazdım. Aldırış etmedim kimseye , ayrılmadım senden. Çünkü yaşarsam , senin için yaşarsam ,sevdam için yaşayacaktım.
Ama sonra sen beni istemedin bana sevdamın taşıyamayacağı şeyler söyledin. Yüreğimi hançerledin. Benim kadar düşüp “sevdiğim ne yapar?” demedin. Şimdi ise ayrıldığın ikinci yılında kara sevda oldu aşkımız. Sen beni unutmadın, benim seni unutma gibi bir çabam olmadı zaten .
Ama birlikte olmamız için çaba sarf etmemiz , dünyayı hiçe saymamız , boşuna. Düşlerimizde kaldı bizim sevdamız. Sözümüzü tutamadık. Sevdamız ve bir birimiz için yaşamadık.
Şimdi ikimizde başkaları için yaşıyoruz , sevdamız da sadece içimizde yaşıyor.
Ben sana söz vermiştim , sevdamla ve seninle yaşayacağıma. Sen kendi çıktın hayatımdan. Sevdam hala yaşıyor. Bir gün üzerine çimenler bitiğinde yine yaşıyor olacak sevdam. Beni öldürdüğün gibi onu öldürmedin. Sevdayı öldürmek kolay değil. Hiç öldüremesin ki zaten ..
Yazan:Ayşe
onunla tanıştışğımız ilk günü hatırlıyorumda aradan nekadar zaman geçmiş. şimdi evlilik arifesindeyiz. gerçekten inanmak çok zor. birbirimize açılmamız da çok zor olmuştu. bir o kadar da benim için komik. üç kız arkadaşımla beraber tatile gitmiştik. henüz sezon açılmadığı için çok kalabalık değildi ve rahatça dolşabiliyorduk. gece geç saatlerde eve geliyor istediğimiz gibi geziyorduk. dört kız biraz dikkat çekmiştik yanımıza kimseyi yaklaştırmıyorduk. arkadaşlık teklif edenler çok olmuştu ama biz rahat rahat tatil yapmak istiyoduk ve hiç kimsenin teklifini kabul etmiyorduk. bir gece sahil kıyısındaki bir parkta oturuyorduk. arkadaşlarımla sohpet ederken yanımızda oturan iki genç bizi dinliyor ve hafiften laf atıyorlardı. bizde sinirlenip kalktık. peşimizden geldiler ve olayı biraz daha abartıp sarkıntılığa getirdiler. yüz vermeyince ve biraz tartışınca çekip gittiler. daha sonra yanımıza selim ve üç arkadaşı geldi. selim tatil yaptığımız yerin yerlisiydi ve onlar adına özür diledi ve tanışmak istediklerini söylediler. biz herkese hayır derken o gece onlara hayır diyemedik. nedenini hala düşünüyorumda bulamıyorum. o gece onunla konuşurken ondan etkilenmiştim. hareketleri, tavırları, davranışları ve en önemlisi efendiliği beni etkilemişti. tanıştıktan sonra her gece buluşup grup halinde geziyorduk. o kadar güzel ve şaşırtıcıydı ki hemşeri çıkmıştık. onlar yıllar önce göç etmişlerdi. bulundukları yer hep bizim hemşerilerden kurulmutu. aynı düşünceleri paylaşıyorduk. aile yapılarımızda birbirine çok yakındı. iki hafta bitmişti ve eve dönme zamanı gelmişti. ama hala açılamamıştık. bende onun arkadaşımdan hoşlandığnı düşünmeye başlamıştım ve hiç bir şey söylememiştim. gideceğimiz gün son kez görüştük ve vedalaştık. istanbula dönünce telefonlaştık mesajlaştık ama iki sene yüzyüze hiç görüşmedik imalı olarak mesajlaşıyorduk sadece. ama ben onu unutamamıştım. arkadaşlarının anlattığına göre oda dilinden beni düşürmüyormuş. üniversiteyi kazanmış ve başka bir şehire yerleşmişti aileside onula beraber gitmişti. yani belki birdaha göremem diye umudumu yitirmiş unutmaya çalışıyordum. bir gün bana mesaj attı ve msn adresimi istedi. bende verdim. artık msn de konuşuyor birbrimizi ordan görüyorduk. bi akşam bana şiirler yazıp duruyordu. çok güzel şeyler yazmıştı ve bu şiirleri bana yazdığını söylemişti. ben nedenini sorunca bana beni sevdiğini söyledi. ben şaşırdım ve ne yapıcamı bilemedim. bir hafta her gece devamlı konuşuyorduk msn de. nasıl olacaktı? ayrı şehirlerdeydik ve görüşmemiz çok zor olacaktı. belkide hiç başlamayalım diye düşünüyordum derken o hafta sonu aniden çıka geldi. iki haftada bir geliyordu artık. o kadar güzel zaman geçiriyorduk ama bir o kadar kısaydı herşey. dönecekli olduğu için zorlanıyorduk. ailesiylede tanıştım. o da benim ailemle tanıştı. ailelerimizde anlaştı. ikimizde okuduğumuz için acele etmedik. okulumuzun bitirip onun istanbula yerleşmesini bekledik. derken aradan yıllar geçti ve bana kız kulesinde romantik bir akşam yemeğinde evlenme teklif etti. ben hiç düşünmeden hemen evet dedim. şimdi asker hazırlıkları yapıyoruz. askerden döner dönmez hemen evlilik hazırlıkları yapmaya başlıcaz. arada benim kıskançlığım olmasa çok güzel bir ilişkimiz var. umarım böyle güzel bir aşkı herkes yakalar.
Selam ben izmirden ayla bundan 4 sene önce birini svdim oda burda oturmuyodu.yurtdışındaydı her yaz izmire gelir di çok yakışıklıydı bende ona aşık oldum sonradan ben arkadaşlarımla onu sevdiğimi söylettim oda sevgilim var demiş ama daha sonra yüzüme bile bakmayan insan dakika başı bana bakmaya başladı ben bakınca yüzüne çeviriyodu öyle öyle zaman geçti ben aslında onu sevdiğimi yüzüne karşı söylemek istiyodum ama cesaretim yoktu böylece söylemeye söylemeye seneler geçti o öylece kaldı elimden bişey gelmiyo şimdi burda ama ben onu görüp ağlamamak için dışarı bile çıkmıyorum 4 senedir umutsuz bir aşkın peşinde koşuyorum …..
VE BEN HALA ONU . UMUTSUZCA SEVİYORUM
se 1 den 3 e kadar çok aşık olduğum bi kız vardı.1995-1997 yıllarında. tesadüfen sabah en erken ikimiz gelirdik herkesten 20 dakka önce. ama utandım yazamadım kıza.kanka olmuştuk.sürekli kakara kikiri haldeydik. her pazartesi sabahı,,,bana hafta sonu kendinden 8 yaş büyük sevgilsiyle neler yaptığını anlatır ben de kanka modunda dinler,,,, yorum yapardım,,,ama içimden ana avrat dümdüz gide gide. lise 3 te kızın kafasına kiremit mi düştü ne olduysa bir gün yanına çağırdı ve sana aşığım dedi. 1997 de…..gene her zamanki gibi geyik yapıyor sandım ve iyi bari allah kabul etsin dedim ve sınıftan çıkıp gittim. lise bitti üniversiteye başladım 1 yıl sonra bir gece aniden uyandım yıl 1998…………. acaba kız gerçekten aşık mıydı diye düşündüm. ilk fısatta memlekete gittim ve tesadüfen kızı herifin biriyle el ele gördüm sanıırım nişanlanmıştı.kaçan balık büyük olur babacıııııım…
Merhaba……….. Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki… Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı… “Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı. “Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “Kahveme koymak için.” Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var.” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum… Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki…” Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının… Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri… Ev duyusu olan biri… Kız da konuşmaya başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi… O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu… Tatlı ve sıcak. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii… Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu… Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü… 40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında: “Sevgilim, bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede. İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok… İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da…” Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey? ” diye soracak oldu.. Gözleri nemlendi kadının… Çok tatlı! .. dedi… sizcede bu degilmi?